Kayıtlar

Ocak, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kümülüsce

                                                                      Ayakların yere basarken ve gözünü ufuk çizgisine dikmişken, Hafifçe yerden yükseldiğini hissettiğin bir an Aklın arka odalarının hepsinin boşaldığı Düşüncelerin ipe dizili şekilde uçurumdan yuvarlandığı Ayakların kümülüslere bastığında hissettiğin yumuşaklık Ve geri çektiğinde hissettiğin o boşluk Tek bir anı anlatabilir mi? Yaşadığın tek bir hissi?                  Boşluğa bırakmalı Elinde ne varsa Parmak uçlarında saklı olan tüm aromaları Dokunarak yaşanmışlık kattığın her eşyayı Kalemle yazıp çizdiğin her düşünceyi Oksitlenmiş, kokuşmuş kalkanı paramparça etmeli                       Vücudunun sol yerine nakşedilmiş atıp duran Seni dengesiz...

Güz Yemeği

 Sararmış bir güz yaprağı  Nereye düşeceği, hangi yöne savrulacağı belli değil  İlkbaharı bekleyen bir ağaç  Çırılçıplak kalmış güzün Bir şarkı duyuluyor Uzaktaki bir evin verandasından Rüzgar esiyor is kokulu  Bir kozalak düşüveriyor ayaklarının ucuna Çamlar sallanıyor rüzgar estikçe  Şarkının silikleşerek yok olmasını dinliyor  Ormanın orta yerinde tek başına  Issızlık ayak ucundan girip, saç tellerine kadar ulaşıyor  Sırtında büyük düğmeleri olan bir kaban Başında sevdiğinin aldığı bir şapka  Cebinde biriktirdiği anlar  Gözlerinde sevgi  Ellerinde akşam yemeği için topladığı mantarlar 

Buluşma

  Aynı göğün altındaydık Aynı şehirdeydik Aynı havayı soluyorduk Kaosu, egzozu, boğazı, begonvilleri Ruhumuzu içine çekiyordu kaos Bizi de karıştırıyordu İstanbul Nasıl kızabilirdik ona İlk kez birbirimizi onun varlığında gördük Sarıldık Güldük ve ağladık da.

Süzülen Bulut

B en bir bulut olup Gökyüzünde dolaşmak Bazen güneşin arkasına saklanmak Bazen  de insanların üzerine yağmur yağdırmak istiyorum  Ben güneş olmak istiyorum  Hayata ışık saçmak  Enerjinin merkezi olmak Doğayı canlandırmak  Denizin üzerinde batan güzel bir manzara olmak istiyorum  Ben bir yıldız olmak istiyorum  Başını kaldırıp geceleri göğe baktığında  Göreceğin tek yıldız  Parıldayan, kendini ve etrafını aydınlatan  Ben ay olmak istiyorum  Bazen ilk dördün, bazen son dördün  Bazen ise dolunay Ben doğanın kendisi olmak istiyorum  Aşkı içine katıp, aşkın içine doğayı katıp Kaybolmak istiyorum

Kavuşma

  Bir güz ayıydı. Bilinmezdi, tahmin edilemezdi. Kavaklar yapraklarını dökerken, Doğa kışa hazırlanırken Kim derdi kalbim düşecek Bir Aralık gecesinde Senin içine... Soğuktu içim de tenim de. Her gece uyku diye yattığım sen olduğunda Anladım... Kaybolmuştum sende. İçim ısınmaya, tenim yanmaya başladı. Adı aşk oldu, özlem oldu, yangın oldu Gözyaşı oldu, acı oldu Kavuşmak oldu.

Ucu Bucağı Yok

  Uzun, upuzun bir yol  Çam ağaçlarının gölgesinde kalmış  Reçine kokularına bulanmış  Uçsuz bucaksız bir yol Yürüyorum...yürüyorum  Henüz ortalarına bile ulaşmış değilim  Ama yorgun hissediyorum Sonra bir mola veriyorum Yolun kenarında bir kütüğe oturuyorum  Önce bir yel esiyor, sonra birkaç kuşun cıvıldadığını duyuyorum  Başımı göğe doğru kaldırıp  Yüzüme damlayan yağmur tanelerini hissediyorum Ellerimde hatıraların fotoğrafları Cebimde sevdiğin şekerlemeler Sırtımda evimi sığdırdığım çantam ve ben... Sana geliyorum  Öyle yalın, öyle savunmasız ve öyle severekten  Yol önümde kilometrelerce  Sırtımda uğuldayan bir rüzgar  Saçlarım ıslak, gözlerim nemli  Biliyorum yolun sonuna çok az var Sana geliyorum

Bazı Kelimeler

Bazı kelimeler örtü gibidir Isıtır insanın Hem içini hem dışını  Senin bütün sözlerinin sıcaklığı  Sabah ürpermelerime sığınak olur Gece üşümelerime ise yorgan Elimden aldığın vakit o tutunduğum sözleri Hırçın bir deniz gibi oluveririm  Dalgalanırım, üşürüm, tir tir titrerim Dinginleştiğim zaman  Saçlarım ıslak, tenim nemli Gözlerim buz buz olur Bir sahile vuru veririm  Sakin sakin  O sahil yine sen olursun Isınmaya başlar,  Güneşi içime çeker  Gündüzleri gümüşi renklerle parlar  Geceleri yakamozla aydınlanırım...